MEVZUA GIRMEDEN

Müslümanlık, hukukî, adlî, siyasi ve içtimaî ve bilhassa ahlâki umdeleriyle aynı zamanda büyük bir medeniyettir. İslâmiyeti hakkiyle tetkik öden ilim erbabı bu dinin bir kabile veya bir ırka değil, bütün beşeriyete hitap ettiğini görür. Onun için bu dinin saliklerîne Muhammedi denilmeyip müslüman denmiştir. Esas dinin istihdaf ettiği başlıca gaye tekmil yer­yüzünde sulh ve müsalemet ve beşer ahlâkında tekâmül, cemiyet-i beşeriyede umumî bir iman kardeşliğidir. Müslümanlığın yeryüzüne neşir ve tebliğine Allah tarafından memur edilmiş olan Büyük Peygamber, Cenabı Hakkın Hüsnü Hulk numunesi olarak seçtiği Hazreti Muhammed'dir. Daha Peygamber olmadan evvel, yed-i kudretin kendisine bahşettiği mekârim-i ablak fazilet ve şefkat namütenahi idi. Vazife-i nübüvvete başlama­dan evvel, çocukluğundan heri zayıfları, mazlumları, yetimleri, öksüzleri ve fukarayı himaye ile başlayan ruhî asaleti, Cenabı Hakkın kendisine hatemülenbiyâ payesi tevcih buyurduğu za­man kemalini bulmuştu, insanları düştükleri maddî ve ma­nevî girivei sefaletten kurtarmak için yaratılmıştı, İçinde doğ­duğu muhit, yahudilik, hıristiyanlık ve mecusilik âlemleriyle berbat ve mütefessih idi. Devir, zulmet ve cehalet devri idi. in­sanlık acınacak bir manzara arzediyordu. Bu sebeple Hazreti Muhammed'e Allah tarafından tevcih edilen Peygamberlik sı­fatı yanında bir de kendisinin kurtarıcı vasfı vardır ki getirdiği din ile, mütehalli olduğu ahlâk basene ile, rikkat kalbi, şefkati ve uluvvü cenabına muvazi sonsuz azim, irade, sabır ve tevekllüliyle cihanşümul bir medeniyeti islâmiye ve medeniyeti Muhammediye'nin, kurulması için yaratılmış bir insandı. Kısa za manda, g üneş gibi birdenbire yeryüzüne yayılan islâmiyet, bu kitapta okuyacağınız gibi namütenahi zorluklar, maniler ve suikastlere maruz kalmıştır. Tafsilâtını, en hurda misallere kadar aşağıda okuyacağınız Müslümanlık, her türlü imkânsızlık­ları yenmiş, manîleri bertaraf etmiş, muvaffak olmuş ve gayet kısa zamanda yeryüzünün dört köşesine yayılmıştır.

Garblı müellifler, hıristiyan olmalarına rağmen Peygamberimizin büyüklüğüne, getirdiği dinin doğruluğuna ve hattâ, hattâ birçok büyük âlimler ve şöhretli siyaset adamları; bugün insanlığın içinde bulunduğu çıkmazdan kurtulabilmek için Hazreti Muhammed'in dehasına muhtaç olduğumuzu samimiyetle ifade etmektedirler.

İslâmiyetin büyük Peygamberi sadece naşir-i din olmakla kalmamış, birçok siyasî ve içtimaî, adlî ve hattâ iktisadî doktrinlere dayanan bir de büyük bir islâm Devleti kurmuştur. Bu varlık, Resulü Ekrem'in mübarek ruhlarının fani varlığın­da yaşadığı müddetçe zirveye ve kemale ulaşmıştı. Sonra yeryüzünü kapladı ve bugün sayılan yediyüz milyonu asan bir varlığa dayandı.

Bu kitabın yazıldığı günler, dünya sakinlerinin İhtiras ve endişeler içinde huzursuz ve kırgın yaşadığı ümitsiz günlerdir. Eğer biz Müslümanlar vazifelerimizi tamamen müdrik ve îslâmiyetin mânâsını kavramış bir halde, medeniyetleri kurtarmak için gayret sarfetmîş olsa idik, «müminleri kardeş tutan» bu medeniyet-i Muhammediye yeryüzünü cennete çevirebilir. Menfi ideolojiler birer veba mikrobu gibi beşer bünyesine sokulamazdı. Biz buna mani olan kuvvetlerle, İslâm hâkimiyeti­nin teessüsüne engel olan hâdiseleri elimden geldiği kadar bu kitapta hülâsa etmek istedim. Yanlışlarımın hüsnüniyetime bağışlanmasını dilerim.

* * *

İslâm hâkimiyeti; bir tek insanın kendisine Allah tarafından vahyolunan hak dinîn nasıl yayıldığı, kökleştiği ve bir tek insan ın sırtına yüklenen nübüvvet ve hatemül enbiyâ va­zifesinin ne gibi imkânsızlıklar, mâniler, suikastler, harpler, mücadeleler ve gayretler sarfiyle teessüs ettiğini gösteren bir eserdir. Allah'ın samadânî himaye ve lûtfiyle kurulan ve hük­mü kıyamete kadar baki olan bu mukaddes dinin ve medeniyet-i Muhammediyenin umde ve prensipleri bugün dünyayı içine düştüğü hufrei dalâlet ve felâketten kurtaracak yegâne mes­nettir. Beşer topluluğuna dünyevî ve uhrevî saadetler va'd eden îslâmiyetin bütün tarih boyunca ne gibi düşmanlarla karşılaştığı, buna nasıl mukabele ettiği ve bundan sonra yer yü­zünü kaplayan yedi yüz milyonluk islâm kitlesinin, Hak, Adalet ve dünya nizamı için bekleyen vazifelerini elimden geldiği kadar sıraladım ve bu hususta büyük gayretler sarfettim, zor­luklara göğüs gerdim. Allah günahlarımızı, yolunda sarf ettiğimiz bu gayretlere bağışlasın.

Cevat Rifat ATİLHAN